
Yaşama Hakkı Nedir? İlgili AİHM Kararları
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. Maddesi ile koruma alınan ilk hak “yaşam hakkı” dır. 2.madde ile savaş ya da ulusun varlığını tehdit eden başka olağanüstü durumda dahi içerdiği yükümlülüklerin askıya alınamayacağı öngörülerek , yaşam hakkının en temel hak olduğunu vurgulanmıştır. “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin, yaşam hakkını güvence altına alan ve ölüm cezası verilmesinin haklı olabileceği koşulları belirleyen 2. maddesi, Sözleşme’nin, askıya alınmasına izin verilmeyen en temel hükümleri arasında yer almaktadır. İşkence ve insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele veya cezayı yasaklayan 3. madde ile birlikte, Avrupa Konseyini oluşturan demokratik toplumların temel değerlerinden birini vurgulanmaktadır.
Madde 2
- Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın infaz edilmesi dışında, hiç kimsenin yaşamına kasten son verilemez.
- Ölüm, aşağıdaki durumlardan birinde mutlak zorunlu olanı aşmayacak bir güç kullanımı sonucunda meydana gelmişse, bu maddenin ihlaline neden olmuş sayılmaz: a) Bir kimsenin yasa dışı şiddete karşı korunmasının sağlanması; b) Bir kimsenin usulüne uygun olarak yakalanmasını gerçekleştirme veya usulüne uygun olarak tutulu bulunan bir kişinin kaçmasını önleme; c) Bir ayaklanma veya isyanın yasaya uygun olarak bastırılması
Bu madde devletlere yaşama son vermeme şeklinde negatif yükümlülük yüklemesinin yanı sıra yaşam hakkını korumaya yönelik pozitif bir yükümlülük de yüklemektedir. Sözleşme’nin devletlere yüklediği pozitif yükümlülük egemenlik alanlarındaki kişilerin hayatlarının korunması noktasında gerekli adımların atılması olarak belirlenmiştir. Devletler yaşamı korumaya yönelik tedbirleri almalı ve yaşam kaybı halinde soruşturma yapmalıdır. Bu yükümlülük kamusal yada özel alanlarda yaşam hakkının söz konusu olduğu her yerde geçerlidir. Yaşam için tehdit oluşturabilecek örneğin polisin silah kullanımı, doğal afetlerin etkilerini azaltma hatta araç kullanma gibi uygun tedbirlerin alınmasını da kapsamaktadır.
Yaşam Hakkı ile İlgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları
Hayati Tehlike Yaratabilecek Faaliyetlerin Düzenlenmemesi Yaşam Hakkı İhlalidir. Kalender/Türkiye hudoc 2009 (Başvuru no.4314/02)
Sözleşme’nin 2.maddesi Devletin, pozitif yükümlülüğü gereği kurallar çerçevesinde kişilerin yaşamını korumaya yönelik önlemler alması ve öte yandan etkili, bağımsız bir hukuk sistemi içerisinde ölüm koşulları ortaya koyma ve gerektiğinde sorumluların hesap vermesini sağlamasını içermektedir. Riskli devlet faaliyetlerinde yani demiryolu taşımacılığında kişilerin yaşamlarının gereksiz yere tehlikeye atılmaması için uygun tedbirlerin alınıp, Kalender/Türkiye başvurusuna konu üzücü olayın gerçekleşmesinde de Devlet memur ve yetkililerin meydana gelen kazadaki sorunluluklarını tam bir şekilde ortaya koyması ve iç hukuk sisteminde yaşam hakkını koruyacak şekilde önlemler alması gerekmektedir. ÖZET:Dolayısıyla AİHM söz konusu davada ,tehlikeli bir eylemin yürütülmesinden kaynaklanan ölümcül kaza ile bağlantılı olan yaşama hakkının kanunla yeterince güvenceye alınamaması ve gelecekte insan hayatını tehlikeye atabilecek benzeri davranışları önleyici şekilde caydırıcı önlemler alınmaması nedeniyle Sözleşme’nin 2.maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıştır.* https://hudoc.echr.coe.int/tur?i=001-96298
Başkasının Suç Teşkil Eden Eylemlerine Karşı Koruma Sağlanmaması Yaşam Hakkı İhlalidir. Kayak/Türkiye hudoc 2012 (Başvuru no.60444/08)
Sözleşmenin 2.maddesi uyarınca Devlet belirli durumlarda hayatı başkalarının suç teşkil eden fiilleri nedeniyle tehdit altında bulunan kişiyi korumak için gerekli koruyucu tedbirleri alma yönünde pozitif bir yükümlülük yüklemiştir. Kayak/Türkiye kararına konu olan olayda okulun idaresinin okul alanını yeterli şekilde gözetim altında tutmadığı için okuldaki öğrenciler arasındaki kavga sonucu bir çocuğun öldürülmesi söz konusu olmuştur. AİHM Devletin, okul yetkilileri aracılığı ile kendilerine emanet edilen çocukların sorumluluğunu üstlenme yükümlülüğünün bulunduğunu,okul yetkililerinin özellikle yaşlarından kaynaklanan savunmasızlıklarını da dikkate alarak öğrencilerin sağlıklarını koruma ve iyiliklerini temin etme yönündeki temel sorumluluklarını yerine getirmeleri gerektiğinden Sözleşme’nin madde 2 yaşam hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla AİHM okullara verilen bu sorumluluğun kendi gözerimlerinde bulundukları süre boyunca öğrencileri olası her türlü şiddete karşı korumak amacıyla güvenliklerini gözetmek gibi temel bir ödeve de sahip olduklarını belirtmiştir.* https://hudoc.echr.coe.int/tur?i=001-120152
Aile içi Şiddette Makul Tedbirleri Almayan Ulusal Makamların Özen Yükümlülüğünü Yerine Getirmemesi Yaşam Hakkı İhlalidir. Opuz/Türkiye hudoc 2009 (Başvuru no. 33401/02)
Karara konu olan olayda başvurucu, eşinin aile içi şiddetine defaten maruz kalmış ve yerel makamlar tarafından gerekli ve yeterli şekilde koruma tedbiri uygulanmadığı için en son başvuranın annesi eşi tarafından öldürülmüştür. Sözleşme’nin 2.maddesi uyarınca Devletin yaşamı tehlikede olan bir bireyi korumaya yönelik önleyici tedbirler almasına ilişkin pozitif yükümlülüğü ışığında, sicilinde şiddet eylemleri olan bir şüpheliyle karşı karşıya olan yerel makamların, başvuranın annesini korumak amacıyla durumun ciddiyetiyle bağdaşan özel tedbirler almaları beklenebilirdi. İşbu karara konu olan olayda AİHM ceza hukuk sisteminin başvuranın eşinin işlediği kanunsuz eylemleri etkili bir biçimde önlenmesini sağlayacak caydırıcı cezanın verilmediğini, dolayısıyla başvuranın annesinin yaşam hakkının ihlal edilmesini önlemesinin de engellendiği ve başvurucunun annesinin yaşam hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. *https://hudoc.echr.coe.int/tur?i=001-92945
Çöplük Yakınlarında Yaşayan İnsanlar İçin Patlamadan Kaynaklanacak Gerçek Bir Risk Oluşabileceği Öngörülerek Gereken Önleyici Tedbirlerin Alınmaması Yaşam Hakkı İhlalidir. ÖnerYıldız/Türkiye hudoc 2004 (Başvuru no. 48939/99)
Karara konu olayda bir belediyenin çöplük alanında metan gazı patlaması meydana gelmiştir. Patlama ile birlikte, atıklar başvurucunun konutunun içi de dahil olmak üzere çöplüğün çevresindeki on gecekondunun üzerine kaymış ve başvurucunun yakınları dahil toplam 39 kişi hayatını kaybetmiştir. Kamusal makamlar, çöplüğün kamu sağlığını ve güvenliğini tehdit edecek şekilde, çevresel düzenlemelere aykırı olarak işletilmesine izin vermişlerdir. Devlet makamları çöplüğün çevresinde inşa edilen ve içerisinde insanların yaşadığı gecekonduların yapılmasını da engellememiştir. AİHM, ulusal makamların çöplüğün yakınlarında yaşayan insanlar için patlamadan kaynaklanabilecek riski bildikleri ya da bilmeleri gerektiğine kanaat getirmiştir. Ulusal makamları insanları korumak için almaları gereken önleyici tedbirleri almayarak Sözleşme’nin 2.maddesi olan yaşama hakkını ihlal etmişlerdir. *https://hudoc.echr.coe.int/tur?i=001-162089